Aganta Burina Burinata — Halikarnas Balıkçısı
“İnsan keşfetmek, öteye varmak, yeniye açılmak özleyişiyle ceviz kabuğu kadar bir tekneye biner, iki buçuk arşın bez parçasıyla göklerin rüzgârını çalar da, elâlemin muhakkak “ölümdür, deliliktir” diye bağrışıp ayak diremelerine kulak asmadan açılıp gider ve yeni dünyalar, yeni âlemler bulur.”
Aganta Burina Burinata, denizin tatlı bir fon olmasıyla kalmayıp romanın başkahramanı haline taşındığı unutulmaz bir klasik. Üstelik bu tutku, yazarın kendi yaşamından besleniyor. 1925’te yazdığı bir makale yüzünden Bodrum’a sürgün edilen Cevat Şakir Kabaağaçlı, başlangıçta bir ceza olarak gördüğü bu küçük balıkçı kasabasına zamanla âşık olur. Denizle kurduğu derin bağ, üzerinde dakikalarca düşünülecek hoş betimlemelerle romanın her satırına yansır.
Çocukluğundan beri denize tutkun Mahmut’un hikâyesi üzerinden, insanın özgürlük arayışı ile toplumun dayattığı yaşam biçimi arasındaki çatışmayı anlatan eser, Ege’nin kokusunu, rüzgârını ve maviliğini şiirsel bir dille aktarıyor. Romanın adı eski bir denizcilik komutu olan “Aganta Burina Burinata”, kabaca “Yelkenleri sıkıca tut!” anlamına geliyor.
Sadece deniz tutkunlarına değil, kendi yolunu arayan herkese seslendiğini düşünüyorum. Bu haftaki Bodrum tatilimde mekân gazıyla bir çırpıda okudum. Mutlak tavsiye.

